Siteyi Tavsiye Et
 
 
Giriş Sayfası Olarak Ayarla
 
Sık Kullanılanlara Ekle  
 
Anasayfa   Açıklama   Kitap Siparişi   Linkler&MP3   Radyo   Soru-Cevap   İrtibat  
 
 
 
 
 Ana-Baba Hakkı
 Karı-Koca Hakkı
 Evlat Hakkı ve Terbiyesi
 Nikah Düşmeyenler
 Evleneceklere Öğütler
 Evlilik, Nikah-Boşanma
 Dinde Örtünmenin Yeri
 Merak Edilenler
 Sağlık Tavsiyeleri
 Kıssadan Hisse
 
 
 
pan style="font-size:px;">

Nice sevinçler vardır ki, sonları keder; nice hüzünler vardır ki, sonları kurtuluÅŸtur. Ebû Bekir Dükkî “Rahmetullahi aleyh”

 
 
Günün Erkek İsmi
Civan
 
Günün Kız İsmi
Elif
 
 
  Türkiye Çocuk Dergisi  
     
  Yemek Zevki Dergisi  
     
   
 
Skip Navigation LinksAnasayfa > Kıssadan Hisse > Örnek kaynana - 4  
 
Örnek kaynana - 4
Salih, Ahmet Rasim Ortaokulunu, arkasından Vefa Lisesini bitirdikten sonra, İstanbul Edebiyat Fakültesi’nde okumaya başladı. Anarşinin hüküm sürdüğü bir zamanda okumak kolay değildi. Gençler birkaç gruba ayrılmış. Salih ise, hiç bir gruba dâhil olmamıştı. Öğle ve ikindi namazlarını Beyazıt Camii’nde kılıyordu. Sınıf arkadaşı Erenköylü Ömer’in de ara sıra bu camiye geldiğini görüyordu.

Ömer, Salih’in namaz kıldığını görünce, hemen onu ayarlayıp kendi gruplarına sokmak için ne yapmak gerektiğini düşündü:
— Salih, dedi, bugün bizde çay içip sohbet edebilir miyiz?

— Mümkün, ama eviniz nerede?

— Erenköy’de.

— Çok uzakmış. Bizim ev daha yakın. Fatih’te. Yaya on dakikada varırız.

Ömer ne düşünmüşse, illâ Salih’i evlerine götürmek istiyordu:
— Bizim evde kimse yok. Hepsi memlekete gittiler. Daha rahat konuşuruz. Gece evde kalırız.

— Peki, gidelim ama anneme haber vermem gerekir. Benden başka kimsesi yoktur. Merak eder.

— Peki, haber verip gidelim!

Beraber eve gittiler. Uzun bir sohbetten sonra Salih, saatine baktı. Saat 12’ye doğru geliyordu:
— Yatsıyı gece yarısından önce kılmamız gerekir. Hemen namazlarımızı kılalım!

— Sabaha doğru kılsak ne mahzuru vardır?

— Gece yarısından sonra yatsıyı kılmak tahrimen mekruhtur.

Namazı kıldıktan sonra biraz daha konuşup yattılar.

Sabah kahvaltısından sonra, konuşarak üniversiteye doğru hareket ettiler. Ömer, talebe seçimlerinden bahsetti:
— Hafta sonu seçimler var.

— Seçime kaç grup aday gösteriyor?

— Üç grup.

— Kimler?

— Devrimciler, Liberaller ve İslâmcılar.

— Oyunu hangisine vereceksin?

— Kime vereceğim, tabii ki Müslümanlara?

Her birinin tahmini sayısı kaçtır?

— Tahminen devrimciler 100, Liberaller 90, İslâmcılar da 20 civarındadır.

— Peki, herkes kendisine oy verirse ne olur?

— Devrimciler kazanır; ama Müslüman, tek oyu da olsa kendi arkadaşlarına vermelidir.

— Kardeşim, kendi arkadaşına oy verince devrimciler kazanıyor. Niye kendi arkadaşına veriyorsun?

— Hak dururken batıla oy verilir mi? Küfre rıza küfür değil mi?

— Küfre rıza küfür düsturunu hiç unutma! Sen kendi arkadaşına oy verince küfür kazanıyor mu?

— Kazanıyor.

— O halde oyunu küfre vermiş olmuyor musun?

— Sonuç oraya varıyor.

— Elbette sonuç önemli... Şöyle bir örnek verelim! Dünyada 50 tane komünist ülke olsa, 45 tane de liberal ülke olsa, 10 tane de Müslüman ülke olsa. Kim kazanırsa dünyayı hep o idare edecek dense, Müslüman nereye oy vermelidir?

— Müslüman elbette kendisine vermeli. Dünyanın Müslüman olmasını istemeyecek mi?

— Evet, isteyecektir; ama istemesiyle oy vermesinin ilgisi nedir? Kendisine oy verince 50 oyla komünistler kazanır. Liberallere verirse liberaller kazanır. İki zarardan hafif olanını tercih etmek gerekir. Kendisine oy verip de komünizmi kazandırmak yerine, liberale verip de komünizmi önlemelidir. Eğer bu haftaki seçimlere bu zihniyetle girilmezse, talebe derneği devrimcilerin eline geçer.

Hafta sonu seçimler oldu. İslâmcılar ayrı bir liste ile seçimlere girdiği için devrimciler az bir oy farkı ile derneği ele geçirdiler. Buna rağmen bölünmenin zararını yine anlayamadılar. (Devamı sonraki sayfada)
 
Yazdır   Yazıyı Gönder
 
   
 
 
     
 
Güncellenme Tarihi
6/29/2017
Sitemize yeni soru-cevaplar eklenmekte ve hergün güncellenmektedir.
Sitemizdeki bilgilerden, orijinaline sadık kalmak şartıyla, alınıp istifade edilebilir.
Ziyaretçi Sayısı